Ana içeriğe atla

Hızlı Koşan Çabuk Yorulur

Yahya Hamurcu

Sonbaharın en tatlı zamanları… Hafif hafif esiyor rüzgâr, azıcık ürpertiyor insanın içini. Ama yol öyle güzel ki hiç umursamıyorsun esen rüzgârı… Hani bir yoldan geçersin ya şöyle… Sepetli bir motorun oturmuşsun yanına etrafına, bakınarak ilerliyorsun, müthiş bir manzara… Bir dönüşüm var doğada, yapraklar sararıyor, tarlalar biçiliyor… Temiz havayı içine çekiyorsun. Tam motora binerken tarladan bir çiçek almışsın, onu kokluyorsun bir yandan. Derken masmavi gökyüzüne kaldırıyorsun kafanı, şükrediyorsun sahip olduklarına… Kendine soruyorsun hep bu kadar güzel miydi hayat? Bu kadar hissedilebilir miydi tüm bunlar? Hep şu an hissettiğin kadar güzel miydi?

Merve çok uzun yıllar kurumsal sektörlerde çalışmış ve çalıştığı projenin bitmesini fırsat bilerek kendini kırsalda bir yere atmıştı. Bir yere atmıştı çünkü öyle bir yoğunluktan sonra insan kendini ancak bir yerlere “atabilirdi”. Uzun çalışma saatleri, bitmeyen toplantılar, hayata yetişememenin kaygısı… Çoğu zaman “bu ay nasıl geçti böyle” derken buluyordu kendini. Zamanın büyük kısmını bir yerden bir yere yetişmeye çalışarak tüketiyordu. Kendine vakit ayırmayı bırak evdeki işlerine dahi yetişemiyordu. 

Tabii şu tabloya bakınca şirketin “en vazgeçilmez elemanı”ydı. Neden mi? Çünkü kendi hayatını bir kenara bırakmış varı yoğu şirket olmuştu. İşin kötüsü insan durumunu duvara toslamadan anlayamıyordu. Geçtiğimiz günlerde en yakın arkadaşının ona ihtiyacı olduğunda yanında olamamıştı. Arkadaşı da rest çekmiş bir süre görüşmek istemediğini söylemişti. O kadar sevdiği bir arkadaşıydı ki ona rest çekecek en son kişi olabilirdi… İşte o an düştü aklına “Ben nasıl bu hale geldim? Nasıl iş dışındaki her şey bu kadar önemini yitirdi?” Kendini çok yorgun ve yıpranmış hissetti. O kadar yoğun bir maratondu ki son yılları…

Kendi kendine kararlar aldığı “artık bir şeyler değişmeli” dediği günlerdi. Yoğun duygular, düşünceler içinde geçiyordu zaman. Tam da bu günlerde bir söylenti yayıldı şirkette.  “Fonlayıcı fonlarını geri çekecek, proje sonlandırılacakmış!”. Merve’nin içi cız ediyordu, çok emeği vardı bu projede. Bununla birlikte biraz dinlenmenin onun için daha iyi olacağını da düşünmüyor değildi. 

Yöneticisi, gergin bir tonlamayla odasına çağırdığında, zihni bu düşüncelerle doluydu. Hazırlıklıydı, veda konuşmasını dahi planlamıştı. Ama işler planladığı gibi gitmedi… Yöneticisi, onu başka bir projeye çekmek istediğinden, onun gibi bir çalışanı kaybetmek istemediğinden bahsediyordu. “İşte karar anı diye buna derim” dedi Merve içinden. 

Şirketteki bedelleri, oradan oraya koşturmaları gözünün önünden film şeridi gibi geçti, çok emeği vardı… Sonra hayatı kaçırıyor olmanın ürpertisi sardı bedenini… Başlayıp bitiremediği işlerini düşündü, tutamadığı sözlerini, aylardır aramadığı anneannesini… Derken dakikaların nasıl geçtiğini anlamadan veda konuşması yaparken buldu kendini. Görüşmenin sonunda, şirketten adımını dışarıya attığında, karışık duygular hissediyordu ama kesinlikle hafiflemişti.

İnsanın bazen yavaşlaması gerekiyor hayatta. Hayatı anlamak için, başına gelenleri anlamlandırabilmek için, nefeslenebilmek için, iyileşebilmek için… Eskiler “Hızlı koşan çabuk yorulur” diye boşa dememişler diye düşündü Merve. Nasıl ki dörtnala koşan at bir süre sonra çatlıyorsa ve artık koşmasının bir anlamı kalmıyorsa, hayatta tıpkı bunun gibiydi. Önemli olan yol alırken keyif alabilmekti, tıpkı rahvan koşan bir at gibi…

&

Deneyimsel Tasarım Öğretisi, gerçeklikle beslenen bir strateji ilmidir.

Deneyimsel Tasarım Öğretisi; insanın gerçek amacını amaç edinmiştir…
Kim Kimdir ile başlayan, İlişkilerde Ustalık ve Başarı Psikolojisi ile devam eden programları; insanların kendi dünlerine göre daha mutlu ve daha başarılı olmalarına katkı sağlar.

"İnsanoğlu, yeryüzünde var olduğundan beri
En büyük dostu ve düşmanı hiç değişmedi. 
Aynadaki kişi...
Tek başına neler yapabileceğini keşfet!" 


Yorumlar

  1. İnsan nerede ömrünü tüketiyor bazen farkında bile olmuyor maalesef... emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  2. duvara toslamadan hayatımızda aşırılıklarımızı farkedenlerden olmayı diliyorum

    YanıtlaSil
  3. Bazen dur diyebilmek ,anda kalmak ,hayat amacini tekrar gozden gecirebilmenin belki de en önemli anı...

    YanıtlaSil
  4. Çok keyifli, düşündürücü bir yazıydı teşekkür ederim

    YanıtlaSil
  5. O kadar doğru ki.. mesele çok geç olmadan farkedebilmekte

    YanıtlaSil
  6. Elbette her şeyden vazgeç demiyor yazı, Seni aşırılığa götüren, hayatındaki diğer alanlarda hakkını vermeni engelleyen şeylerden vazgeçebilir ol... Yoksa hakikaten insan her şeyini kaybetmiş ve 1 yere bağımlı olmuş sonucunda da mutsuz bir insan olmuş oluyor. Emeklerinize sağlık

    YanıtlaSil
  7. İnsan..unutan..hedefinden çıkan…başka yollara sapan… hep abartan… emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  8. Nasıl da tam ihtiyacım olduğu anda buldu bu yazı beni anlatamam... Yüreğinize sağlık 🥺😇

    YanıtlaSil
  9. Anı yaşamak yasarkende keyif almak sanırım kaçırdığımız bu görmezden geldiğimiz ama en çok beslediğimiz yer

    YanıtlaSil
  10. Betül Taşcı2 Mayıs 2024 10:17

    Bir sürü iş hallettim derken bir sürü şey kaçıran insan... Bir dengesi olmalı yaşamanın... Bu güzel yazı için teşekkür ederiz :)

    YanıtlaSil
  11. İnsan “iyi” bir şeyler yapıyorum derken yoldan çıkması çok mümkün gelmese de… En güzeli her şeyin kıvamlı olması ♥️

    YanıtlaSil
  12. O fonlayicilar iyi ki fonlarını geri çekti hayatımızdan... Yoksa ben bırakır mıydım bilmem... Elinize sağlık

    YanıtlaSil
  13. Bir yerde çok başarılı olacağız derken, diğer yerleri hep kaçırdık😢

    YanıtlaSil
  14. hayatımıza dışarıdan bakabilmek için biraz durmak, yavaşlamak.. bunu hatırlatan güzel bir yazı, elinize sağlık

    YanıtlaSil
  15. İnsan böyle böyle kendine düşman gibi davranabiliyor.. Her birimize oralardan çıkış diliyorum 🌺

    YanıtlaSil
  16. Rahvan at oldukça etkileyici idi...

    YanıtlaSil
  17. "Hızlı koşan çabuk yorulur." ... Şimdi çok daha anlamlı oldu, kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
  18. Yol güzelse, yolcular güzelse tadını çıkararak yol almak lazım. Yoksa ne yoldan ne yolcudan tat alır insan. Yavaş yavaş, tadında...

    YanıtlaSil
  19. Biraz yavaşlatmak, hayatı düşünerek yaşıyor olmak... Ne kadar da kıymetli... kaleminize sağlık 🌹

    YanıtlaSil
  20. Yol alırken keyif alabilmek dileğiyle... kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil
  21. Güzel koşalım, düşmeden, başkalarının hızını kesmeden, kuşların ucarkenki halleri gibi ihtiyaç göre göre

    YanıtlaSil
  22. Ellerinize sağlık, bir de bakmayı öğrenebilmek çok kıymetli

    YanıtlaSil
  23. Gerçekten insan nerede aşırılaşıyorsa kendine zarar veriyor... Teşekkürler hatırlatma için. Kaleminize kuvvet :)

    YanıtlaSil
  24. Emeklerinize sağlık!

    YanıtlaSil
  25. Hayat koşturmasında kaybettiğimiz dengelerimizi hatırlatan güzel bir yazı olmuş, emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  26. Önceliklerimizi karıştırdığımızda problemler çığ gibi büyüyor. Gerçeğe uyumlu önceliklendirme duasıyla...

    YanıtlaSil
  27. Zeynep Şehide15 Mayıs 2024 10:07

    İlüzyona girer insan; zanneder ki hızlı koşarsam hızlı varırım, başarılı olurum, parmakla gösterilen olurum… Oysa hız nedir? Başarı nedir? Mutluluk nedir? Yöntemi nedir? Bu ilim ile bilinçlendirene şükürler olsun 🌺

    YanıtlaSil
  28. Oysa ne kadar “başarılı” hissediyordu kendini orada oraya koştururken… Peki gerçek başarı ne? Hiç düşünüyor muyuz?

    YanıtlaSil
  29. Doğru zamanda doğru tepkileri verebilmek.. nasip olur inşallahhhh..

    YanıtlaSil
  30. İnsanın bazen yavaşlaması gerekiyor hayatta. Hayatı anlamak için, başına gelenleri anlamlandırabilmek için, nefeslenebilmek için, iyileşebilmek için… inşALLAH

    YanıtlaSil
  31. Bazen o kararı verebilmek, o adımı atabilmek çok zor gibi geliyor insana.. Ama aslında değil. Önemli olan toplamda faydası olacak kararları verebilmek..

    YanıtlaSil
  32. Çağımızın çıkmazı... Bu yol gösterici yazı için teşekkürler

    YanıtlaSil
  33. İnsanların çoğunun içinde bulunduğu durum, farkındalık için güzel bir yazı olmuş ellerinize sağlık 🌼

    YanıtlaSil
  34. Yaşadığımız hayata bu gözle bakıp neleri kaçırdığımızı bulmayı hatırlattı..

    YanıtlaSil
  35. Yıllar önce benzer yaşadığım durum, sonrasında tamamen değişen hayatım. Çok şükür 🙏

    YanıtlaSil
  36. Kaleminize sağlık 🤗

    YanıtlaSil
  37. Hayatımızda neyin önemli olduğunu unutmamak için güzel hatırlatıcı yazı, teşekkürler

    YanıtlaSil
  38. Kaleminize sağlık, iş hayatımı, hayatımı tekrar gözden geçirdim 🫣

    YanıtlaSil
  39. Kalemine kuvvet

    YanıtlaSil
  40. Bazen yavaşlayıp, hassas düşünmek gerekiyor gerçekten... kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil
  41. Tek yerde zirvede olayımderken hayatı kaçırıyor insan… her yerde denge çok önemli👏🏻👏🏻 Umarım başarırız

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kim Kimdir Semineri

Dünya üzerinde yaşayan her canlı birbirinden farklı özellikler taşır. Bitkiler, hayvanlar değişik özellikleri ve yapıları vardır. Çiçekler , meyvesi yediğimiz, yemediğimiz değişik ağaçlar tükenmez çeşitlilik. Her birinin verdiği lezzet, fayda benzersizdir.

Deneyimsel Tasarım Öğretisi Nedir?

İnsan başarı lı olmak ister bu hayatta ve mutlu... Bir karar verdim artık… Ama ya yanlış bir kararsa? Ya reddettiğim seçenek benim için daha hayırlıysa? İçim içimi yiyiyor… Keşke anlamanın bir yolu olsaydı. İnsan nasıl emin olur verdiği kararın doğruluğundan? Kalbine sormalı... Peki, ya kalbim yanılıyorsa? Belki başka insanlara danışmalı... Peki, ya insanlar beni üzmemek için gerçeği değil de nefisimin hoşuna gidecek şeyi tavsiye ediyorsa? Belki de kıyas yapmalı; gelen teklif mevcuttan daha iyiyse değerlendirmeli... Ya daha iyi diye gördüğüm seçenek bir fırsat değil de hayatımın hatasıysa? Keşke anlamanın bir yolu olsaydı... İnsan nasıl emin olur verdiği kararın doğruluğundan? İnsanlar nasıl bu kadar kolay iş değiştirebiliyorlar? Ve nasıl emin olabiliyorlar? Eminlik için bir referans gerekmez mi oysa? Peki, onların referansı ne? İnsanlar nasıl bu kadar kolay istifa edebiliyor? Ya olumsuzluklarına rağmen orada kalması gitmesinden daha hayırlıysa? İnsan nasıl karar veriyor yurt dışın...

Bayram

Bu öykü İbrahim’in öyküsü… Bu öykü, İbrahim’in kurbanını müjdeye çevirdiği öykü… Vazgeçebilmenin mücadelesini verdiği, Vazgeçtikten sonraki mükafatın öyküsüdür kurban. Biri baba ki sınavı; evladını kurban vermek, Ve verdiği sözü tutabilmek. Diğeri evlat ki sınavı; teslim olmak, Kime ve niye teslim olduğunu bilerek. O İsmail ki, teslimiyetin adı… Bıçağın kemiğe dayandığı anları vardır insanın Eşiyle, Evladıyla, Çocuğuyla, İşiyle... Baskıda hissettiği, zorlandığı an… İbrahim’in öyküsü gelsin aklına. Neydi, kimdi insanın hayatındaki vazgeçemediği İsmail’i? “Hangi İsmail’i versem daha iyilerden olurdum?” demeli insan, Sosyal medya hesabı, Ya da uzun uzun uyumaktan vazgeçemediği uykusu, “Kalkar kalkmaz içmesem olmaz!” dediği kahvesi, Belki işindeki aşırılıktan kurtuluşu… Vazgeçtiğinde kuş gibi özgürleşeceği şey neydi? Çünkü insan, ancak vazgeçebildiğinin sahibi olurdu… Yoksa her vazgeçemediğinin kölesi olmaya mahkumdu.  Veren vermiş olur mu hayatta? İbrahim de verdi ve çok zordu, En sev...