Sonbaharın en tatlı zamanları… Hafif hafif esiyor rüzgâr, azıcık ürpertiyor insanın içini. Ama yol öyle güzel ki hiç umursamıyorsun esen rüzgârı… Hani bir yoldan geçersin ya şöyle… Sepetli bir motorun oturmuşsun yanına etrafına, bakınarak ilerliyorsun, müthiş bir manzara… Bir dönüşüm var doğada, yapraklar sararıyor, tarlalar biçiliyor… Temiz havayı içine çekiyorsun. Tam motora binerken tarladan bir çiçek almışsın, onu kokluyorsun bir yandan. Derken masmavi gökyüzüne kaldırıyorsun kafanı, şükrediyorsun sahip olduklarına… Kendine soruyorsun hep bu kadar güzel miydi hayat? Bu kadar hissedilebilir miydi tüm bunlar? Hep şu an hissettiğin kadar güzel miydi?
Merve çok uzun yıllar kurumsal sektörlerde çalışmış ve çalıştığı projenin bitmesini fırsat bilerek kendini kırsalda bir yere atmıştı. Bir yere atmıştı çünkü öyle bir yoğunluktan sonra insan kendini ancak bir yerlere “atabilirdi”. Uzun çalışma saatleri, bitmeyen toplantılar, hayata yetişememenin kaygısı… Çoğu zaman “bu ay nasıl geçti böyle” derken buluyordu kendini. Zamanın büyük kısmını bir yerden bir yere yetişmeye çalışarak tüketiyordu. Kendine vakit ayırmayı bırak evdeki işlerine dahi yetişemiyordu.
Tabii şu tabloya bakınca şirketin “en vazgeçilmez elemanı”ydı. Neden mi? Çünkü kendi hayatını bir kenara bırakmış varı yoğu şirket olmuştu. İşin kötüsü insan durumunu duvara toslamadan anlayamıyordu. Geçtiğimiz günlerde en yakın arkadaşının ona ihtiyacı olduğunda yanında olamamıştı. Arkadaşı da rest çekmiş bir süre görüşmek istemediğini söylemişti. O kadar sevdiği bir arkadaşıydı ki ona rest çekecek en son kişi olabilirdi… İşte o an düştü aklına “Ben nasıl bu hale geldim? Nasıl iş dışındaki her şey bu kadar önemini yitirdi?” Kendini çok yorgun ve yıpranmış hissetti. O kadar yoğun bir maratondu ki son yılları…
Kendi kendine kararlar aldığı “artık bir şeyler değişmeli” dediği günlerdi. Yoğun duygular, düşünceler içinde geçiyordu zaman. Tam da bu günlerde bir söylenti yayıldı şirkette. “Fonlayıcı fonlarını geri çekecek, proje sonlandırılacakmış!”. Merve’nin içi cız ediyordu, çok emeği vardı bu projede. Bununla birlikte biraz dinlenmenin onun için daha iyi olacağını da düşünmüyor değildi.
Yöneticisi, gergin bir tonlamayla odasına çağırdığında, zihni bu düşüncelerle doluydu. Hazırlıklıydı, veda konuşmasını dahi planlamıştı. Ama işler planladığı gibi gitmedi… Yöneticisi, onu başka bir projeye çekmek istediğinden, onun gibi bir çalışanı kaybetmek istemediğinden bahsediyordu. “İşte karar anı diye buna derim” dedi Merve içinden.
Şirketteki bedelleri, oradan oraya koşturmaları gözünün önünden film şeridi gibi geçti, çok emeği vardı… Sonra hayatı kaçırıyor olmanın ürpertisi sardı bedenini… Başlayıp bitiremediği işlerini düşündü, tutamadığı sözlerini, aylardır aramadığı anneannesini… Derken dakikaların nasıl geçtiğini anlamadan veda konuşması yaparken buldu kendini. Görüşmenin sonunda, şirketten adımını dışarıya attığında, karışık duygular hissediyordu ama kesinlikle hafiflemişti.
İnsanın bazen yavaşlaması gerekiyor hayatta. Hayatı anlamak için, başına gelenleri anlamlandırabilmek için, nefeslenebilmek için, iyileşebilmek için… Eskiler “Hızlı koşan çabuk yorulur” diye boşa dememişler diye düşündü Merve. Nasıl ki dörtnala koşan at bir süre sonra çatlıyorsa ve artık koşmasının bir anlamı kalmıyorsa, hayatta tıpkı bunun gibiydi. Önemli olan yol alırken keyif alabilmekti, tıpkı rahvan koşan bir at gibi…
&

İnsan nerede ömrünü tüketiyor bazen farkında bile olmuyor maalesef... emeğinize sağlık
YanıtlaSilduvara toslamadan hayatımızda aşırılıklarımızı farkedenlerden olmayı diliyorum
YanıtlaSilBazen dur diyebilmek ,anda kalmak ,hayat amacini tekrar gozden gecirebilmenin belki de en önemli anı...
YanıtlaSilÇok keyifli, düşündürücü bir yazıydı teşekkür ederim
YanıtlaSilO kadar doğru ki.. mesele çok geç olmadan farkedebilmekte
YanıtlaSilElbette her şeyden vazgeç demiyor yazı, Seni aşırılığa götüren, hayatındaki diğer alanlarda hakkını vermeni engelleyen şeylerden vazgeçebilir ol... Yoksa hakikaten insan her şeyini kaybetmiş ve 1 yere bağımlı olmuş sonucunda da mutsuz bir insan olmuş oluyor. Emeklerinize sağlık
YanıtlaSilİnsan..unutan..hedefinden çıkan…başka yollara sapan… hep abartan… emeğinize sağlık
YanıtlaSilNasıl da tam ihtiyacım olduğu anda buldu bu yazı beni anlatamam... Yüreğinize sağlık 🥺😇
YanıtlaSilAnı yaşamak yasarkende keyif almak sanırım kaçırdığımız bu görmezden geldiğimiz ama en çok beslediğimiz yer
YanıtlaSilBir sürü iş hallettim derken bir sürü şey kaçıran insan... Bir dengesi olmalı yaşamanın... Bu güzel yazı için teşekkür ederiz :)
YanıtlaSilİnsan “iyi” bir şeyler yapıyorum derken yoldan çıkması çok mümkün gelmese de… En güzeli her şeyin kıvamlı olması ♥️
YanıtlaSilO fonlayicilar iyi ki fonlarını geri çekti hayatımızdan... Yoksa ben bırakır mıydım bilmem... Elinize sağlık
YanıtlaSilBir yerde çok başarılı olacağız derken, diğer yerleri hep kaçırdık😢
YanıtlaSilhayatımıza dışarıdan bakabilmek için biraz durmak, yavaşlamak.. bunu hatırlatan güzel bir yazı, elinize sağlık
YanıtlaSilİnsan böyle böyle kendine düşman gibi davranabiliyor.. Her birimize oralardan çıkış diliyorum 🌺
YanıtlaSilRahvan at oldukça etkileyici idi...
YanıtlaSil"Hızlı koşan çabuk yorulur." ... Şimdi çok daha anlamlı oldu, kaleminize sağlık.
YanıtlaSilYol güzelse, yolcular güzelse tadını çıkararak yol almak lazım. Yoksa ne yoldan ne yolcudan tat alır insan. Yavaş yavaş, tadında...
YanıtlaSilBiraz yavaşlatmak, hayatı düşünerek yaşıyor olmak... Ne kadar da kıymetli... kaleminize sağlık 🌹
YanıtlaSilYol alırken keyif alabilmek dileğiyle... kaleminize sağlık...
YanıtlaSilGüzel koşalım, düşmeden, başkalarının hızını kesmeden, kuşların ucarkenki halleri gibi ihtiyaç göre göre
YanıtlaSilEllerinize sağlık, bir de bakmayı öğrenebilmek çok kıymetli
YanıtlaSilGerçekten insan nerede aşırılaşıyorsa kendine zarar veriyor... Teşekkürler hatırlatma için. Kaleminize kuvvet :)
YanıtlaSilEmeklerinize sağlık!
YanıtlaSilHayat koşturmasında kaybettiğimiz dengelerimizi hatırlatan güzel bir yazı olmuş, emeğinize sağlık
YanıtlaSilÖnceliklerimizi karıştırdığımızda problemler çığ gibi büyüyor. Gerçeğe uyumlu önceliklendirme duasıyla...
YanıtlaSilİlüzyona girer insan; zanneder ki hızlı koşarsam hızlı varırım, başarılı olurum, parmakla gösterilen olurum… Oysa hız nedir? Başarı nedir? Mutluluk nedir? Yöntemi nedir? Bu ilim ile bilinçlendirene şükürler olsun 🌺
YanıtlaSilOysa ne kadar “başarılı” hissediyordu kendini orada oraya koştururken… Peki gerçek başarı ne? Hiç düşünüyor muyuz?
YanıtlaSilDoğru zamanda doğru tepkileri verebilmek.. nasip olur inşallahhhh..
YanıtlaSilİnsanın bazen yavaşlaması gerekiyor hayatta. Hayatı anlamak için, başına gelenleri anlamlandırabilmek için, nefeslenebilmek için, iyileşebilmek için… inşALLAH
YanıtlaSilBazen o kararı verebilmek, o adımı atabilmek çok zor gibi geliyor insana.. Ama aslında değil. Önemli olan toplamda faydası olacak kararları verebilmek..
YanıtlaSilÇağımızın çıkmazı... Bu yol gösterici yazı için teşekkürler
YanıtlaSilİnsanların çoğunun içinde bulunduğu durum, farkındalık için güzel bir yazı olmuş ellerinize sağlık 🌼
YanıtlaSilYaşadığımız hayata bu gözle bakıp neleri kaçırdığımızı bulmayı hatırlattı..
YanıtlaSilYıllar önce benzer yaşadığım durum, sonrasında tamamen değişen hayatım. Çok şükür 🙏
YanıtlaSilKaleminize sağlık 🤗
YanıtlaSilHayatımızda neyin önemli olduğunu unutmamak için güzel hatırlatıcı yazı, teşekkürler
YanıtlaSilKaleminize sağlık, iş hayatımı, hayatımı tekrar gözden geçirdim 🫣
YanıtlaSil👏👏👏
YanıtlaSilKalemine kuvvet
YanıtlaSilBazen yavaşlayıp, hassas düşünmek gerekiyor gerçekten... kaleminize sağlık...
YanıtlaSilTek yerde zirvede olayımderken hayatı kaçırıyor insan… her yerde denge çok önemli👏🏻👏🏻 Umarım başarırız
YanıtlaSil