İnsan isteklerinin onu hep iyiye götüreceğini zanneder. Yaptığımız seçimler bizim yaşam örüntümüzü dizayn eder. Peki o zaman sonuç olumsuz olduğunda suçlayacak kim var? Nikaha çok az kalmıştı, ama iki aile arasındaki gerginlik ve çatışmalar hala bitmemişti. Arzu ise buna bir mana veremiyordu. Kendi annesine kızıyor, “Benim en güzel günlerimde küçük problemleri büyütmeyin!” diyordu. Oysa olan problemler boş değildi; hayat tam da o evlilik üzerine bir sürü işaret gösteriyordu. Ama eşyaları Ahmet’in değil de annesinin alması ya da düğün salonunun ücretini kayınpederinin ödemesi Arzu’yu pek rahatsız etmiyordu. Arzu’nun annesi ise az çok görebiliyordu durumu. Bir gün karşısına dikilip “Bak Arzu! Bu çocuk nasıl ev geçindirecek? Kaçtır seni almaya geldiğinde cüzdanımı evde unuttum diyor, sen ise hiç önemli değil bugün de benden olsun diyorsun. Ama bu kaç oldu artık?” diye yakındı. İnsanın İstekleri Arttığında Algısı Kapanır Arzu’nun derdi tasası bir an önce anne olmaktı. Dokt...
Dününden daha iyi olmak isteyen, gerçekle sahteyi ayırt ederek doğru kararlar vermek isteyen, daha mutlu ve daha başarılı olmak isteyen, ne kadar bilirse bilsin öğrenmeye açık olan herkes için...